QUERENCİA
İnsanın evi gibisi yoktur. Dinlendiği, kendini güvende hissettiği, sevdikleriyle beraber her akşam gülerek sohbet ettiği sıcacık yerdir ev. Her gün türlü sebeplerle evinizin yolunu gözlersiniz. Belki akşam olsa da çocuklarıma sarılsam, öpsem, koklasam düşüncesiyle... Belki de annenizin yaptığı mis kokan yemekleri yiyip dinlenmek için.
Peki gerçekten herkes için yaşadığı yer midir ev? Somut bir mekandan mı ibarettir sadece? Bir koku, bir yazı, bir ses ya da yalnızca sevdiğimiz bir insan, ev olamaz mı? Kitap okurken bir karakteri kendimize yakın buluruz. Sanki bizden bir parçadır o. Sanki gerçek bir insandır ve bizi anlıyordur, duyuyordur. Kendimizi bulduğumuz bir kitap ev olamaz mı? Ya da bir koku... Aldığımızda güzel hisler uyandıran bir koku, ev olamaz mı? Yanında kendinizi huzurlu hissettiğiniz bir dostunuz, belki anneniz, babanız ya da kuzeniniz... Konuşmadan sadece yanında durmanın bile keyif vereceği bir insan, ev gibi hissettiremez mi?
Ev deyince içimizde hangi duygular uyanıyorsa, bu duyguları hissettiğimiz her yer yuvadır bizim için. Bu yüzden ev, birazda kendini bulmak demektir. Herkesin yanında kendimiz gibi davranamayız. Ya güvenemediğimizden ya da sadece rahat hissetmediğimizden... Ama bazı insanlar vardır ki kendimizi göstermekten hiç çekinmeyiz. Yuvanın tanımıdır bu insanlar, kaybedilmemesi gereken nadide çiçeklerdir. İşte kendinizi bulmanın, ev gibi hissettiğin yerin tanımıdır Querencia. Bazen bir cümlede kendimizi buluruz. İşte bu blog, o cümlelerin evi. Burada kendinizden bir parça bulmanız dileğiyle, sayfamın kapılarını bir ev sıcaklığıyla sizlere açıyorum. Sitemin simgesini oluştururken kullandığım mavi renk güven, rahatlık, maneviyat ve huzuru temsil ediyor. Ev gibi hissettiren duyguların yazılarım vesilesiyle içinize işlemesini ummam, simgemizi maviyle bütünleştirdi. İsim kısmında bulunan "unutmabeni çiçeği" ise sayfamın isminin ve yazdığım yazıların, aklınızın en ücra köşelerinde bile kalsa onları unutmamanızı istediğimdendir. Aslında hüzünlü bir hikayesi vardır unutmabeni çiçeğinin. Sevgilisinin çiçeği çok sevdiğini gören şövalye, çiçeği almak için nehrin kıyısına gider ve çiçeği almaya çalışırken kendisi de nehrin sularına kapılır. Şövalye son bir hamleyle çiçeği sevgilisine doğru uzatır ve "vergissmeinncht" (unutma beni) diye bağırır. Bunun üzerine çiçek bu isimle anılmaya başlar. Umarım bu sayfa sizin için bir blog sayfasından çok daha fazlası olur. Ve umarım kendimden bir parça katıp emekle sizlere sunacağım yazılarımı beğenirsiniz.
Sevgi ve umutla...

🤍✨️
YanıtlaSil😻😻😻😻😍😍😍
YanıtlaSil