RESİMLERE HAPSOLAN ANILAR

 

   İnsanoğlu unutkandır. Yaşadığımız anılar, yaş ilerledikçe birer birer silinmeye başlar zihnimizden; bir toz bulutu gibi kaybolur. Ya da biz unuttuk zannederiz. Beynimiz yaşadığımız binbir türlü anıyı silmez, yalnızca bir kenara kaldırır. Zamanı geldiğinde ise bir film misali yansıtır o anıları göz perdemize. Biz unuttuk zannederken, bir gün gelir ve geçmişe dair tüm anılar doluşur zihnimize.

   Bunu sağlayan en büyük etken ise fotoğraflardır. Bir fotoğraf karesi nice hisleri, dostlukları ve anıları barındırır içinde. Eski resimleri karıştırırken arkadaşınızla çektiğiniz bir resim bulduğunuzu düşünün. İkiniz de kameraya doğru gülümsüyorsunuz. Sonra o fotoğrafı çektiğiniz gün geliyor aklınıza. O gün yaşadıklarınızı ve hissettiklerinizi hatırlıyorsunuz.

   Zaman öyle hızla geçiyor ki, hayatımıza girip çıkan insanlara yetişemiyoruz bazen. Bazılarını unuttuk zannediyoruz ama unutmuyoruz. Bazıları ise ebediyen kalıyor aklımızda. Şu an konuşmadığınız ama yıllar önce çok yakın olduğunuz bir insanla çektiğiniz fotoğrafı görmek ne garip değil mi? İnsan ister istemez "Bu anı gerçekten yaşadım mı?" diyor. Şu an yanınızda olmayan o insan orada işte, bir fotoğraf karesinde.

   Fotoğraflar, geçip giden anı ve hisleri içine hapseden ama bir taraftan o anki mutlu gülümseyişleri sonsuza dek yaşatandır.

   1965 yapımı "Sevmek Zamanı" isimli filmde geçen birkaç replikte diyor ki:

   "Hayır, sana ait bir mesele değil bu. Resminle benim aramdaki bir durum seni ilgilendirmez. Ben senin resmine aşığım."

   "İyi ama aşık olduğun resim benim resmim."

   "Ben senin resmine değil de sana aşık olsaydım o zaman ne olacaktı? Belki bir kere bile bakmayacaktın yüzüme, belki de alay edecektin sevgimle. Halbuki resmin bana dostça bakıyor. Ve ebediyen bakacak."

   İlk bakışta mantıksız geliyor bu cümleler. Ama biraz dikkat edince aslında çok anlamlı. Adam, kadının o fotoğraftaki gülümseyişine, kadının o fotoğrafın içine hapsettiği duygulara, bakışlara aşık oluyor. Belki gerçekte kadın, adama o fotoğraftaki gibi bakmayacak, gülümsemeyecek. Adam da bundan korkuyor. Bu yüzden bir resme aşık oluyor. Çünkü o fotoğraf, kadının samimi gülümseyişini "ebediyen" gösterecek ona.

   İnsan ilişkileri değişkendir. Hayatın size ne getireceği hiçbir zaman belli olmaz. Belki çok yakın olduğunuz bir dostunuzla konuşmayacaksınız yarın. Veya hiç konuşmam dediğiniz bir insanla konuşmaya başlayacaksınız. Ancak fotoğraflar öyle değildir. Fotoğraflar, bir yaşanmışlığı o günkü duygularla beraber içine hapsedendir. Belki o fotoğraf sizin için artık bir anlam ifade etmez ama o günkü gülümseyişiniz, hâlâ canlı kalır.





Yorumlar

Popüler Yayınlar