ŞİİRİN SANCAĞINI TAŞIYANLAR - 1
ŞİİRİN SANCAĞINI TAŞIYANLAR-1
Şair Osmanlı Padişahları ve Şiirleri
(Kuruluş&Yükseliş)
Yüzyıllar boyunca Türkler, göçebe hayatı benimsemiş ve bu doğrultuda sözlü geleneğe dayalı güçlü bir şiir kültürü geliştirmiştir. Kafiyeli sözler akılda kalıcılığı artırır; şiirler, destanlar, efsaneler bu sayede dilden dile dolaşarak sonraki nesillere aktarılırdı. Aynı İskender Pala'nın Od isimli kitabında dediği gibi: "Şiir sözün unutulmayanıydı, ölümün elinden bir şeyler kurtarmak demekti. En güzel sözler şiir biçiminde söylenen sözlerdi ve gök kubbenin altında en uzun yaşayan sözler de şiir kalıbına girerse yaşayabiliyordu." Sav, sagu, koşuk ve destanlarla başlayan şiir geleneği, Anadolu'da aşık ve ozanların kopuz ve bağlamaları eşliğinde söyledikleri namelerle devam etmiştir.
Atalarımız savaşların ve fetihlerin yanı sıra edebiyata, ilme ve sanata bir hayli önem vermişlerdir. Onlar alperendirler. Ata binince Alparslan, Yavuz; attan inince Mevlana, Yunus'turlar. Osmanlı Devleti de önceki Türk devletlerinde olduğu gibi kuruluş yıllarından itibaren sanata ve sanatçıya önem vermiştir. Bu yazıda şiirin sancağını taşıyan Osmanlı padişahlarını ve onların şiirlerini inceleyecek, alp kimliklerinin yanındaki eren kimliklerine bakacak, edebi yönlerine odaklanacağız.
1) OSMAN GAZİ
Sultan 1. Mehmed Çelebi'ye kadar olan padişahların şiir yazdıklarına dair net bir belge bulunmuyor. Ancak oğullarına verdikleri nasihatler, söyledikleri bazı sözler ve vasiyetleri hece ölçüsüyle birlikte manzum bir eser özelliği taşıyor.
Osman Gazi'nin de bazı edebi kaynaklarda belirtildiği üzere oğlu Orhan Gazi'ye öğütlerini içeren, hece ölçüsüyle söylediği manzum bir nasihatnamesi vardır.
Gönül kerestesi ile
Bir yeni şehr ü pazar yap
Zulm eyleme rençberlere
Her ne ister isen var yap
Eski Yeni şehri barı
İnegöl'e dek hep varı
Kırıp geçirdik küffarı
Bursa'yı da yık tekrar yap
Kurt olup gel gir sürüye
Arslan ol bakma geriye
Çar olup hay de çeriye
Dil geçidini hisar yap
İznik şehrine hor bakma
Sakarya suyu gibi akma
İznikmid'i de al yakma
Her burcunda bir hisar yap
Ertuğrul Osman oğlusun
Oğuz Karahan neslisin
Hakkın bir kemter kulusun
İstanbul'u aç gülzâr yap!
Amaçları İslamiyet'i daha geniş coğrafyalara yaymak olan padişahların kızıl elmasıydı İstanbul. Peygamber Efendimiz'in, "Konstantiniyye elbette fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden asker ne güzel askerdir." hadisi şerifi sebebiyle, her padişahın hayali haline gelmişti. Peygamber övgüsünü kazanmaya çabalamışlar ve bu amacı oğullarına da aktarmışlardı. Osman Bey de söylediği bu sözlerle oğlu Orhan Gazi'nin, yönünü İstanbul'a çevirmesini istiyordu.
Bu nasihatının yanı sıra yine oğlu Orhan Gazi'ye bıraktığı bir vasiyetnamesi vardır.
Dilerim ey sahib-i ikbal ü câh!
İtmeyesin cânib-i zulme nigâh!
Adl ile bu alemi âbad kıl!
Resm-i cihâd ile beni şâd kıl!
Râh-ı cihâd içre edip fütuhat,
Memleket-i Rum'da kıl adl ü dâd.
Eyle ulemaya riayet temam.
Ta ki bula, emr-i şeriat nizam.
Her nerede işidesin ehl-i ilim,
Göster ona rağbet-i ikbâl ü hilm!
Asker ve mal ile gurur eyleme!
Şer'i şerif ehlini dûr eyleme!
Şer'dir mayesi şâhi ve bes!
Şer'a muhalif işe etme heves!
Matlabımız din-i Hudâ''dır bizim.
Mesleğimiz râh-ı Hudâ'dır bizim.
Yoksa kuru mihnet ve kavga değil,
Şah-ı cihân olmaya dava değil!
Nusret-i din oldu maksat bana,
Maksadıma kast yaraşır sana.
Aleme in'âmını tam ide gör.
Memleket ilmini temam ide gör!
Hıfz-ı reayaya çalış rûz ü şeb!
Ta ki karîn ola sana lutf-i Rab!
Günümüz Türkçesiyle vasiyetnamenin özeti şöyledir:
"Ey devlet ve ikbâl sahibi oğlum! Zalim olma! Alemi adaletle şenlendir ve Allah için cihadı terk etmeyerek beni şad et! Fetih hareketine devam ederek Rum memleketlerine de adalet götür. Ulemaya riayet eyle ki, din işleri nizam bulsun! Nerede bir ilim ehli duyarsan ona rağbet, ikbal ve yumuşaklık göster! Askerine ve malına gurur getirip, alimlerden uzaklaşma. Padişahlığın aslı ve esası İslamiyet'tir. Bu sebeple Allahü Teala'nın emirlerine muhalif bir iş eylemeyesin. Bizim mesleğimiz Allah yoludur ve maksadımız Allah'ın dinini yaymaktır. Yoksa kuru kavga ve cihangirlik davası değildir. Bu alemde benim maksadım, gayem hep dinin zaferi oldu. Sana da bunlar yaraşır. Daima herkese ihsanda bulun! Memleket işlerini noksansız gör! Rabbinin lütuf ve yardımının sana yakın olmasını istersen gece gündüz halkı korumaya çalış. Hepinizi Allahü Teala'ya emanet ediyorum!"
2) ORHAN GAZİ
Orhan Gazi, babası Osman Gazi'nin yaptığı gibi, ölümünden hemen önce oğlu 1. Murad'a soyunun törelerinden olan vasiyetlerini şu sözlerle iletti:
Elâ
iy meyve-i bâg-ı murâdum
Şeh-i
âlî-neseb Sultan Murâdum
Vasiyyet
eylerüm gûş eyle anı
Benimçün
eyleme âh ü figânı
Reayâ
hıfzına sa'y it hemîşe
Şeri'at
etba'ına eyle pîşe
Resûlullâh
şer'in pişvâ kıl
Mu'în
dîn olup nasb-ı livâ kıl
Çün
istiklâl buldun saltanatda
Adâlet
eyle dâ'im memleketde
Bu
fâni mülkde magrûr olma zinhâr
Tarîk-ı
şer'den dûr olma zinhâr
Fenâdur
âkıbet dünyânun emri
Ölür
herkes ne denli olsa ömri
İrişdi
çün bana emr-i İlâhî
Sen
ol mesned-nişîn-i taht-ı şâhî
Kerem
eyle bana celb-i du'â kıl
Murâdum
budur ey ferzend-i âkıl
Nizâm-ı
âleme dâ'im medâr ol
Serîr-i
saltanatda pâyidâr ol
Devlet törelerini işte böyle oğluna hatırlatmış, aynı
babası gibi oğluna vasiyet etmiştir. Bu dizelerin günümüz
Türkçesiyle özeti ise şöyledir:
"Ey bağlarımın
tatlı meyvesi olan oğul! Saltanatına mağrur olma! Unutma ki dünya
saltanatı geçicidir. Lakin büyük bir fırsattır. Allah yolunda
hizmet ve Peygamberimizin şefaatine mazhariyet için, bu fırsatı
iyi değerlendir. Gücünü kuvvetini cihad yolunda harca. Dinin
desteği olan sancağımı dalgalandır. Kuran-ı Kerim'in hükmünden
ayrılma! Adaletle hükmet! Gazileri gözet! Dine hizmet edenlere
hizmeti şeref say! Fakirleri doyur! Zalimleri cezalandırmakta
tereddüt gösterme!"
3) 1. MURAD HÜDAVENDİGAR
1. Kosova Savaşı'nda sayıca üstünlük Haçlılardaydı. 1. Murad savaşın kaybedilmesinden endişe ederek o gece dualar etti. Hem savaşın kazanılmasını hem de şehadeti arzuladığı duasının dizeleri şöyle:
Ab-ı
ruy-i Habib-i Ekrem için,
Kerbelada revan olan dem için,
Şeb-i
firkatte ağlayan göz için,
Reh-i aşkında sürünen yüz
için,
Ehl-i derdin dil-i hazani için,
Cana tesir eden enini
için,
Eyle Ya Rabbi lutfunu hemrah,
Hıfzını eyle bize
püşt-ü penah,
Ehl-i İslam'a ol muin-i nasir,
Dest-i a'dayı
bizden eyle kasir,
Bakma Ya Rab bizim günahımıza,
Nazar et
can-ü dilden ahımıza,
Etme Ya Rab mücahidini telef,
Tir-i
a'daya kılma bizi hedef,
Çeşmimiz sakla gerd-i
marakeden,
Cünd-i İslam'ı cümle mehlekeden,
Bunca yıl sa'ü
içtihadımızı,
Gazavat içre yahşi adımızı,
Etme Ya
Rabbi kahrın ile tebah,
Yüzümü halk içinde etme siyah,
Rah-ı
din içre ben feda olayım,
Siper-i asker-i Hüda olayım,
Din
yolunda beni şehid eyle,
Ahirette beni sait eyle,
Mülk-i
İslam'ı payimal etme,
Menzil-i fırka-i dalal etme,
Keremin
çoktur ehl-i İslam'a
Dilerim ki erişe itmama...
Savaş Osmanlı'nın lehine sonuçlandı. Adet üzere 1. Murad Hüdavendigar alınan toprakları dolaşıyordu ki, Miloş Obiliç adında bir kişi Müslüman olduğunu ve hünkara söyleyecek önemli bir husus olduğunu söyleyerek padişahın yanına yaklaştı. Yanında taşıdığı zehirli hançerle 1. Murad'ı şehid etti. Böylece 1. Murad, hem savaşı kazandı hem de şehadet arzusuna erişerek savaş meydanında şehid düşen ilk ve son padişah oldu.
4) 1. MEHMED ÇELEBİ
Kaynaklarda bazen şiir söylediği geçer. Tezkirelerde rastlanan bir şiiri vardır:
Cihan hasm olsa, Hakk'dan nusret iste!
Erenlerden dua vü himmet iste!
Çalup din aşkına udvâne şimşîr,
Anuban çâr-ı yârı hidmet iste!
Eğer
leb-teşne isen ey bed-endîş;
Bu deşne çeşmesinden şerbet
iste!
Geçenden geç, demür taşdan sakınma,
Demüri mahv idenden kuvvet iste!
Çevürme yüz muhalifden Mehemmed,
Adûyı arsadan sür vüs'at iste!
1. Mehmed Çelebi'nin bu şiiri onun sarsılmaz imanını ve takvasını gösterir.
5) 2. MURAD (MURADÎ)
Döneminde
birçok alim Osmanlı topraklarına gelmiştir. İlim, sanat ve
edebiyat büyük ölçüde rağbet görmüştür. Ayrıca haftada iki
gün alimleri ve şairleri toplayıp onları dinlemeyi, her konu için
tartışmacılar tayin etmeyi adet edinmiş, şairlere aylık maaş
bağlama geleneğini başlatmıştır. Şairlere önem vermesinin
yanında kendisi de Muradî mahlasıyla şiirler yazmıştır.
Şiirlerinden biri şöyledir:
Uykuda
dün gece cânım gibi cânân gördüm
Ten-i
efsürdede kalkıp eser-i cân gördüm
Leblerin
hasta iken ağzıma aldım billah
Ey
tabîb-i dil ü cân derdüme dermân gördüm
Edirne
gerçi güzeller yeridir ey hem dem
Bursa'da
dahi nice dilber-i fettân gördüm
Nâgehân
ben bu gece kadre erip Kablucada
Bir
gümüşten yapılı serv-i hıramân gördüm
Ey
murâdî şeh-i devrân iken el'ân seni
Zülfine
kılmış esîr ol şeh-i hubân gördüm.
6) FATİH SULTAN MEHMED (AVNÎ)
Babasının döneminde alimler ve sanatkârlarla iç içe büyüyen Fatih Sultan Mehmed, dönemin en iyi alimlerinden eğitim alarak üst düzey bir bilgi birikimi edinmişti. Şairlerle sohbet etmeyi çok severdi. Sanat ve bilimin her dalını seven Sultan Mehmed'in devrinde 185 şairin maiyetinde bulunduğu 30 kadarının ise aylık maaşa bağlanarak babasının başlattığı geleneği devam ettirdiği tezkirelerde bildirilmektedir. Divanı olan ilk padişahtır. Divanında 70 adet manzume bulunan padişah "Avnî" mahlasını kullanmıştır. Avnî, yardım eden, yardımı seven kimse demektir. Şiirlerinde yoğun bir lirizm ve ahenk göze çarpar. Şiirlerinden biri şöyledir:
Bağda gülden bahseden yanağını kasteder
Serviden söz açanlar endamını kasteder
Dilbere vasıl olmak dar-ı dünyadan murad
Aşık aşkın derdi ile dermanını kasteder
Bu fani dünya için değmez kuru kavgaya
Ecel ki bu dünyanın ziyanını kasteder
Yıldızlardan yücedir gözyaşı eşiğinde
Bu bulutlar ahımın dumanını kasteder
Ey Avnî beyti bozma bahsi ağyar eyleyip
Şiir o ki sadece cananını kasteder
7) 2. BEYAZID (ADLÎ)
Babası Fatih Sultan Mehmet'ten sonra Sultan 2. Beyazıd da şiir geleneğini devam ettirmiştir. Günümüze ulaşan bir divanı olmakla birlikte aynı zamanda hat sanatıyla da ilgilendiği söylenmektedir. Şiirlerinde "adaletle ilgili" anlamına gelen "adlî" mahlasını kullanmıştır. Sultan 2. Beyazıd'ın şiirlerinde tenasüp ve tezat sanatına sıkça rastlanır.
Kaşlaruna
bir kadîmi bendedür benzer hilâl
Kim dütâ itmiş durur kaddin
mürûr-ı mâh u sâl
Ne
ta’alluk leblerim yâkût hattın kılsa nush
Bu muhakkakdur ki
reyhan oldı hattundan misâl
Bir
zavallu âfitâb u mâh ise bir kec-dehen
Nice kılsunlar senünle
da’va-yı hüsn ü cemâl
Kaşlaruna
nisbet itdümse hilâli ey kamer
Eyledüm bârik fikr vü bagladum
nâzik hayâl
Adliyâ
ahvâlüne vâkıf degül sanma nigâr
Her gazel kim yazdum oldı
yâra benden ‘arz-ı hâl
8) YAVUZ SULTAN SELİM (SELİMÎ)
Yavuz Sultan Selim cengâver kişiliğinin yanında dönemin şiir dili olan Farsça'yı ustalıkla kullanarak birçok şiir yazan ince ruhlu bir şairdi. Günümüze ulaşan bir divanı vardır. İşte en bilinen şiirlerinden birkaç örnek:
Merdüm-i dideme bilmem ne füsun etti felek
Giryemi füzun eşkımı hun etti felek
Şirler pençe-i kahrımdan olurken lerzan
Beni bir gözleri ahuya zebun etti felek
(Bilmem ki gözlerime nasıl bir büyü yaptı felek
Gözümü kan içinde bırakıp aşkımı artırdı felek
Arslanlar pençemin korkusundan tir tir titrerken
Beni bir gözleri ahuya esir etti felek)
Bu şiirde bahsedilen "gözleri ahu" bir rivayete göre isimsiz bir Türkmen kızı, başka bir rivayete göre ise eşi Hafsa Sultan'dır.
Ayrıca Yavuz Sultan Selim'in vezn-i âher nazım biçimini kullanan ilk kişi olduğu söylenir.
Sanma şahım herkesi sen sadıkâne yâr olur
Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyâr olur
Sadıkâne belki ol bu âlemde dildâr olur
Yâr olur ağyâr olur dildâr olur serdâr olur
Vezn-i âher denilen nazım biçiminin özelliği Yavuz Sultan Selim'in bu şiirinde de görüldüğü üzere ilk kelimelerin yukarıdan aşağıya okunduğunda ilk dizeyi, ikinci kelimelerin yukarıdan aşağıya doğru okunduğunda ikinci dizeyi vermesidir. Yavuz Sultan Selim'in henüz bir şehzadeyken tebdili kıyafetle Şah İsmail'in karşısına çıkıp satranç oynadıkları, Şah'ı yendiği için tokat yiyen Sultan Selim'in huzurdan ayrılırken bu dizeleri söylediği rivayet edilmektedir.
Sanma şahım / herkesi sen / sadıkâne / yâr olur
Herkesi sen / dost mu sandın / belki ol / ağyâr olur
Sadıkâne / belki ol / bu alemde / dildâr olur
Yâr olur / ağyâr olur / dildâr olur / serdâr olur
İşte bu dizelerde herkesin dost olmayacağını, bir gün karşısına serdar olarak da çıkabileceğini söyleyen Yavuz Sultan Selim yıllar öncesinden Çaldıran'ın sinyalini vermiş olur.
9) KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN (MUHİBBÎ)
Kanuni Sultan Süleyman, askeri ve siyasi başarısının yanında kültürel gelişmelere de öncülük etmiş bir padişahtır. Şiirlerinde "muhabbeti bol olan, sevgi duyan, dost" gibi manalara gelen "Muhibbî" mahlasını kullanmıştır. 2799 gazel ile bir divanı olup en çok şiir yazan padişah ünvanına erişmiştir. Aynı zamanda divan edebiyatında en çok şiir yazan üç kişiden biridir. Sultan Süleyman'ın ömrün ve saltanatın gelip geçiciliği hakkında yazdığı bir şiiri şöyledir:
Halk
içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihânda
bir nefes sıhhat gibi
Ko
bu ayş u işreti çün kim fenâdur âkibet
Yâr-ı baki ister
isen olmaya tâat gibi
Olsa
kumlar sağışınca ömrüne hadd ü aded
Gelmeye bu şîşe-i
çarh içre bir sâat gibi
Saltanat
didükleri ancak cihân gavgâsıdur
Olmaya baht u saâdet âlem-i
dünyada vahdet gibi
Ger
huzûr itmek dilesen ey Muhibbî fâriğ ol
Varmıdur vahdet
makâmı gûşe-i uzlet gibi
10) 2. SELİM (SELİMÎ)
Şehzadeliğinde
iyi bir eğitim alan 2. Selim, zarif, efendi bir kişiliğe sahipti.
Savaş, şiddet ve kabalıktan hiç hoşlanmazdı. Döneminde alim ve
şairlere sahip çıkmış, birçok mimari eser yaptırmıştır.
Babası ve dedesi gibi o da şiir yazardı. Şiirlerinde "Selimî"
mahlasını kullanan padişahın bir divanı yoktur. Bir şiiri
şöyledir:
Leylî
zülfün sihr-i gamzen akl u cânum aldılar
Eyleyüp
mecnûn beni sahrâ-yı aşka saldılar
Göreli
hüsn ile sen Yûsuf-cemâli gözlerüm
Akl
u dil çâh-ı zenehdâna düşüben kaldılar
Cân
u gönlüm leblerün şevkine kandil mest olup
Sabr
elinden şîşe-i nâmûsı yire çaldılar
Leblerün
cânâ şarâb imiş görinür su gibi
Şevk
ile atşân idüp yok yire cânum aldılar
Dişlerün
vasfın Selîmî vasf idelden akl u dil
Baş
u cânı terk idüben bahr-ı aşka taldılar.
11) 3. MURAD (MURADÎ)
Sultan 3. Murad en çok şiir yazan padişahlardan biridir. Muradî mahlasını kullanan padişahın divanında 1566 gazel bulunmaktadır. Şiir yazacak kadar Arapça ve Farsçaya hakimdir. Aynı zamanda bir hattat olan 3. Murad'ın şiirlerinde tasavvufi bir söyleyiş hakimdir.
Bir
şâhsın ey şâh ki sen şâh-ı cihânın
Medh ile doludur
döneli günbed-i hadrâ
Sağa ve sola baş saluben serv-i
hırâmân
Tevhîdin eder şevk ile şâhâ senin âlâ
Ede
mi Murâdî yalınız hamdini yâ Rab
Her kûşede zikrinle
doludur nice gûyâ
***
Osman Gazi'den itibaren neredeyse tüm padişahlar şiir sancağını ellerinde tutmuşlardır. Ellerinde kılıç taşıyan padişahlar, diğer ellerinde daima kalem tutmuş, geçmişten gelen şiir geleneğini yaşatmaya devam etmişlerdir. Osman Bey'in nasihatnamesiyle başlayan şiir yolculuğu Fatih Sultan Mehmed ile beraber yükselişe geçmiş, Kanuni Sultan Süleyman'la ise en parlak dönemine ulaşmıştır. Bu yazıda divanı olsun ya da olmasın, kuruluş ve yükseliş döneminde tek bir şiir söylemiş olsa bile tüm şair padişahlardan bahsettik. Duraklama, gerileme ve dağılma dönemi şair padişahları için beklemede kalın...
KAYNAKÇA
1- Ahmet Şimşirgil, Kayı-1: Ertuğrul'un Ocağı, Tarih Düşünce Kitapları, İstanbul, 2004
2- TDV İslam Ansiklopedisi
3- Tacü't- Tevârih, 1, s. 51-52
4- Ahmed Cevdet Paşa, Kısas-ı Enbiya ve Tevârih-i Hulefâ, İstanbul 1977, c. 2, s. 520
5- Tacü't- Tevârih, 1, s. 103-105; Solakzâde Tarihi, s. 38-39
6- Tacü't- Tevârih, 1, s. 189
7- http://siirinsultanlari.blogspot.com/p/orhan-gazi-orhan-gazi-1281-ylnda-dogdu.html
8- http://www.gulceedebiyat.net/konu-siirbaz-sultanlar-1-sultan-i-osman-gazi-27568.html
9- https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/173130
10- https://www.somuncubaba.net/makale/hem-sair-hem-sultan-i-mehmed-celebi
11- https://www.ensonhaber.com/kitap/osmanlinin-sair-padisahlari-ve-kullandiklari-mahlaslar
12- https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/226488
13- https://www.turkedebiyati.org/padisah-sultan-sairler/
14- https://www.turkedebiyati.org/sultan-sairler-avni-fatih-sultan-mehmed/
15- https://wannart.com/icerik/7273-fatih-sultan-mehmetin-kaleminden-7-enfes-siir












Harika, devamını merakla bekliyorum.
YanıtlaSil